Tatilden Bana Kalanlar

20 Haziran tarihinde saat 20.00 sularında babam tarafından gelen telefon ile bayram tatilimi Sinop’da geçirmem gerektiğini, beni çok özlediğini ve tüm ailenin orada olacağını söylemesi üzerine tatil planımı hazırladım. Emir büyük patrondandı. Reddi düşünülemezdi.

Tüm arkadaş çevreme telefonumun bile çekmeyeceği bu dağ evine gideceğimi söylediğimde şaşkınlığa düştüler. Bu sürecin ise yedi gün olacağını biraz aileme zaman ayırıp dinlenmenin şart olacağını söyledim. Tüm iş planımı bu takvime göre hazırladım. Sektör profesyonelleri çok iyi bilir ki bizde ulaşılamaz olmak ciddi bir sorundur. Yedi günlük uzaklaşmayı da planlamak haliyle pek kolay olmadı. Yola çıktığımda hala telefonumdan birkaç mailime bakıp, cevap yazmaya koyuldum, “servis yok” yazısını görene dek…

Tatilimin birkaç günü uzun yürüyüşler, hoş aile sohbetleri, özlem gidermeler, bayram ziyaretleri ile geçti. Sabahına doğaya uyandığım bu güzel şehir eşsiz yeşilliği ile bana oksijenin ne denli önemli olduğunu anlatır gibiydi. Günler şehir hayatına oranla çok uzun geçti. Kısa ama bir o kadar sağlıklı uyku ile gün içerisinde istediğim kadar kitap okuyabiliyor, annemin bahçesini gezebiliyor, babamla sohbet edip, yiğenlerime zaman ayırabiliyordum.

www.fidanimsi.com

05 Haziran Çarşamba günü babam kahvaltı sırasında kısa ve karar bildiren konuşmasını yaptı. “Bugün önemli bir gün, okulun yanında etkinlik var” dedi. Sinop’da yaşamış veya yöreyi tanıyanlar çok iyi bilirler, genellikle sokak adı yerine okulun yanı, suyun arkası, aşağıki mahalle gibi kelimelerle konumlar ifade edilir. Tüm aile hazırlıklarımızı yaptık ve okulun yanına gittik. 1940’lı yıllarda kurulmuş olan ve en son hatırladığım kadarıyla yıkık dökük olan bu okul, boyanmış, onarılmış çiçek gibi yapılmıştı. Okulun önü şenlik yeri gibi bayraklarla süslenmiş, protokol hazırlanmıştı. Etkinliğin sunuculuğunu her zaman olduğu gibi eniştem yapıyordu. O an babam için neden bu etkinliğin bu kadar önemli olduğunu anladım. Sinop İli Türkmen Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Kurucularından olan babam ve dernek üyeleri, kullanıma kapanmış olan, Gerze İlçesi Türkmen Köyü İlkokul‘unu onarmış, zaman kavramını hiçe saymışlardı. Tüm gün boyunca geleneksel oyunların oynandığı, davul zurna eşliğinde kutlamaların yaşandığı, kalabalık ve aslında çoğunu tanımadığım akrabalarımla tanışma fırsatı bulduğum bir gün geçirdim.

 

www.fidanimsi.com

 

Sıra okulun içine girmeye gelmişti. Toplamda 2 odası bulunan bu okulun bir odası boş, diğeri ise tarih kokuyordu. Tüm oda kitap doluydu ve tarih kokuyordu. Sanırım bu küçücük odada kısa sürede “a bu ne, a çok güzel, çok heyecanlandım” şeklinde koşuşturdum. Kitapları incelerken elime “Televizyon Nedir ve Nasıl Çalışır?” isimli bir kitap geçti. 1966 yılı basımlı, yazarlarının Prof. Harold E. Tannenbaum ve Prof. Nathan Stillman, çevirmeninin Ahmet Ersoy olduğu. İçini açtığım kitap bir Fen kitabıydı. Bir TV programının çekim aşamasını anlatıyordu. Işık, ses, radyo dalgaları anlatılıyordu. Durdum ve şunu düşündüm, internetin kullanım oranlarının arttığı ve bu artışın genel olarak genç kuşağın üzerinden ilerlediğini hatırladım. İnternet kullanımının artması beni her zaman mutlu etmiştir. Ancak pragmatik bir kullanım mı yapıyoruz? sorusu sürekli olarak düşünmeme neden olmuştur. Günde dört saatimizi sosyal medya hesaplarında geçirirken eğitim ve gelişim adına neler yapıyoruz? Aklıma tüm bu sorular hucüm etti. Odanın içerisindeki masumiyet ise gözlerimi doldurdu…

Okulun bir odası tarih kokan bu kitapların korunması ve saklanması diğer odası ise misafirhane olarak kullanılması planlanıyor. Çevre de ilkokul çağında çocuk olmadığı için eğitim kapatılmış durumda. Yapmış olduğum bu kısa kaçamak için çıkarımım “Aktif Vatandaşlık” ailemin kanında var 🙂 Kısa sürede babam ve yardımlaşma aşığı yönetim ve üye ekibi bu hedeflerini de gerçekleştirir.

Bana yardımlaşma ve dayanışma duygusunu aşılayan ve her zaman yanımda olan aileme sonsuz teşekkürler, iyi ki benim ailemsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir